Atları da vururlar

Atları da vururlar / Kendime Notlar / Metin Denizmen / Nereden düştü aklıma bilmiyorum. Yıllar önce okuduğum bir kısa romanı hatırlayıverdim birden. Kitaplığımın raflarında bulmam zor olmadı. Notlarıma bakıyorum, 1970 yılının son günlerinde okumuşum. Aradan kırk bir yıl geçmiş de olsa, kitabın kapağındaki zümrüt gözlü kız yeniden heyecanlandırıyor beni.

ATLARI DA VURURLAR

Nereden düştü aklıma bilmiyorum. Yıllar önce okuduğum bir kısa romanı hatırlayıverdim birden. Kitaplığımın raflarında bulmam zor olmadı. Notlarıma bakıyorum, 1970 yılının son günlerinde okumuşum. Aradan kırk bir yıl geçmiş de olsa, kitabın kapağındaki zümrüt gözlü kız yeniden heyecanlandırıyor beni.

“ Atları Da Vururlar “ kitabın adı. Yazarı Horace Mac Coy. Ömrü boyunca parasız yaşamış, derbeder bir hayat içinde sürüklenmiş birisi. Bu kitabı, bir dans maratonunda, hır çıkaranları dışarı atmakla görevli olduğu dönemde yaşadığı olaylardan esinlenerek yazmış. Dans Maratonu; anahtar kelime, şöyle ki ; ABD’de, 1929 yılında ortalığı kasıp kavuran işsizlik ve ekonomik çöküntü döneminde, dikkatleri başka yöne çekmek için, insanlık dışı yönüyle yoğun eleştirilere hedef olan dans maratonları düzenlenirdi. Çok kısa molalar dışında haftalarca hatta aylarca devam eden dans maratonunda, yıkılıp, sakatlanmayan son çift 1500 $’ lık ödüle kavuşurdu.

Böyle bir maratonun ikinci ayında, tüm geleceklerini bu ödüle bağlayan çift, fizik ve ruh anlamında çökmüştür. Krizlerin girdabında işsiz, aşsız kalan kadın, partnerinden kendini öldürmesini ister. Adam, karşısındakinin tükenmişliğini, çaresizliğini bir kez daha değerlendirerek, tabanca ile öldürür onu.

Adam teslim olup, polis arabası ile giderken süren diyalogla biter kitap; 
– Onu neden öldürdün, diye sordu arkada benimle oturan polis  
-- İstedi de ondan, dedim  
-- Ne kadar da yardımsever, it oğlu it  
-- Söyleyebileceğin başka bir neden yok mu ? diye sordu arkada oturan polis  
-- Atları da vururlar, dedim.

Bilirsiniz; ayağı kırılan, sakatlanan ve ıstırap çeken atlar hemen öldürülür. Krizden nemalanmak için tertiplenen, insan değerlerini hiçe sayan bu süreci tüyler ürperten bir gözlemle anlatan bu kitap, televizyonlarda sürüp giden ve her geçen gün daha da pespayeleşen yarışmaları getirdi aklıma.

Bir yanda tüketimi pompalayan, ekonomiyi istihdam yaratmadan, rant mantığı ile yürütenler, ülkeyi AVM ormanına çevirenler ellerini ovuşturuyor, diğer yanda; emsallerinden üstün olma, daha fazla sahip olma gayreti ile yarış atı gibi davranan, insanı insan yapan tüm değerlerden uzak düşen zavallılar.

Günde 5 saat televizyon izlemeye karşın, yılda sadece 6 saat kitap okuyabilen bir toplumun giderek daralan beyin açılarına hitap eden medya ve programları bir yanda, son arzularını yerine getirircesine her türlü tüketim çılgınlığına, bilgi sığlığına koşarak giden toplum diğer yanda.

Yurtdışında kitabevlerinin girişinde sepetleri görünce anlamıştım; bir Türk’ün Dünya’ya bedel olduğunu. Bizler; okumadan, öğrenmeden de bilen bir toplumduk !

İsa geliyor aklıma; “ ilk taşı günahı olmayanlar atsın. “

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

E-Ticaret Sitemiz

Diğer Web Siteleri

Sosyal Medya Sayfalarımız